Akaid Forum Forum Ana Sayfa
Akaid Forum
...::: H O Ş G E L D İ N İ Z :::...
Başlığa cevap gönder
Eskişehir'e takla attıran adam
emRe_55
Moderatör
Moderatör

Kayıt: 03 Eyl 2007
Mesajlar: 8562
Konum: Moderatör
Alıntıyla Cevap Gönder
Eskişehir'e takla attıran adam

10 yıl önce çamurlu Porsuk'uyla hatırlanan Eskişehir olmuş Paris, Londra!

Mine Şenocaklı
--------------------------------------------------------------------------------


Şaka yollu böyle dedim, Eskişehir’de... Dört tiyatrosunu, iki üniversitesini, Porsuk Çayı’nda gondollarını, ağaç ve çiçeklerle bezeli caddelerinde faytonlarını, kafelerini ve yakında açılacak plajını gördükten sonra... Çok değil, bundan 10 yıl önce pislik ve çamur akan Porsuk Çayı’nı hatırladıkça, bu şakaya tek bir cevabı oldu Eskişehirliler’in

“O zaman adı Eskişehir’di, şimdi ’Yeni Eskişehir!’ Yılmaz Hoca, şehrimize takla attırdı...”

Anladım ki bu şehir kolay olay seçim rüşvetlerinin
taklasına gelmeyecek!

Başbakan Erdoğan, onca sinirinin arasında yerel seçimleri de unutmuyor. Partisinin örgütlerine her fırsatta mesaj yolluyor konuşmalarında. “İzmir, Diyarbakır, Mersin ve Eskişehir’i istiyorum” diyor. İlk hedef İzmir, ama AKP’yi en çok zorlayacak kalelerden biri Eskişehir... DSP’li Prof. Yılmaz Büyükerşen’in iki dönemdir, İç Anadolu’nun kıraç toprağında yarattığı bir vaha! Dubai gibi değil ama! Parayı bulup, sonradan görmeliğin bir vahası değil, Eskişehir halkıyla birlikte yaratılmış bir vaha... Şehrin dokusunu parçalayıp modernleştiren zihniyetten uzak, insan ve doğayla barışık bir modernleşme projesi...

Şehrin atardamarı Porsuk Çayı’ndan başlayalım... Çok değil bundan 10 yıl önce de akarmış, ama çamur ve pislikten başka bir şey getirmezmiş kente. Çürümüşlüğün kokusuyla birlikte... Bugün o çayda Eskişehirliler, plajda güneşlenmeye ve serinlemeye hazırlanıyor. 350 metrelik kumsalı ve 70 metrelik bir olimpik havuzu olacak plajda, aynı anda 500 kişi yüzebilecek. İsteyen kafelerden, restoranlardan yararlanıp, artık pırıl pırıl akan Porsuk’un kıyısında keyif çatabilecek. Aslında zaten keyif çatıyorlar, ister insana kendini Amsterdam’da hissettiren botlarda, ister yemyeşil parklarda...

“Su akar, Türk bakar” deyişine son vermiş Prof. Büyükerşen... 13 km uzunluğundaki Porsuk Çayı, yakında kent içi ulaşımda da kullanılacak. Bunun için bir tersane bile kurmuşlar, kanal tekneleri inşa ediyorlar. Diyelim ki otogarda otobüsten indiniz, isterseniz tramvayla, isterseniz bu teknelerle dilediğiniz yere ulaşabileceksiniz.

Eskişehir’i anlatmaya Porsuk Çayı ile başladık, çünkü İzmir dendi mi Kordon Boyu, İstanbul dendi mi Haliç gelir akla... Belediye hizmetlerinin kalitesini onların berraklığı ve kokusuyla ölçebilirsiniz zira! Yoksa tabii ki bir şehrin hayat kalitesini gösterecek yüzlerce kriter var... Mesela alt yapı, mesela kültür merkezleri, mesela meydanlar ve tabii ki yeşil alanlar... İç Anadolu bozkırdır ya, siz gelin bir de Eskişehir’i görün...

En son 2002’de gitmiştim Eskişehir’e, o zaman da değişim vardı, ama artık gözle görülür, elle tutulur bir değişim var. Şehir planlamacılığının ne olduğunu burada anlıyorsunuz. Düzenli, yeşil, temiz bir şehrin insanları nasıl mutlu ettiğini de...

‘Başbakan, her yeri istiyor. Kanarya Sevenler Derneği’ni de istiyor!’

Aslında buraya geliş sebebimiz, Başbakan... AKP örgütlerine verdiği emir Eskişehir’i alın! Peki alabilirler mi? Önce Başkan Prof. Büyükerşen’e sorduk. O Başbakan’ın haleti ruhiyesini analiz ederek girdi söze: “Başbakan, sadece Eskişehir’i istemiyor ki!.. Başbakan, her şeyi, her yeri istiyor. Kanarya Sevenler Derneği’ni de istiyor... Sonra ele geçiriyor. Ele geçirdiğinde bakıyorsunuz ki, sadece başına kendisine yakın birisini geçirmekmiş amacı. Ne bir hayal gücü, ne bir yaratıcılık! Başbakan’ın partisinin elinde onca belediye var. Bu belediyeler ne yapıyor? İçinden otomobillerin daha hızlı geçip gidebilmesi için, şehirlerin karnını yarıp duruyor. Ameliyattan başka hiçbir tedavi metodu bilmeyen bir hekim gibi, hastanın özelliklerini hiç umursamadan, konfeksiyon çözümlerini tekrarlayıp duruyorlar.”

Tespit tamam da, konfeksiyon çözümler, insani çözümleri galebe çalabilir mi? Halk, çuval çuval kömür, çuval çuval erzak, üç-beş kuruş el altından paraya AKP’ye teslim olur mu? Bu sorunun cevabını verecek olan yine halk... Ben de halkın arasına karışıyorum. Porsuk Çayı’na inşa edilmiş 24 köprüden birinin üzerinde rastladığım 75 yaşındaki Ali Ünver’e soruyorum. Eskişehir şivesiyle başlıyor söze Ali Amca “Görüken belli işte! Başkan bizi çamurdan kurtardı. Buralarda oturamazdın bile. Şimdi ayrılamıyoruz güzelliğinden... Yılmaz Hoca oldu mu, elimiz başkasına gitmez. Zaten ne sebeple olursa olsun, giderse nankörlük olur!”



Köprüden Porsuk’u seyre dalmış bir diğer Eskişehirli 78 yaşındaki Osman Cırbınoğulları da aynı görüşte... 18 yaşından beri CHP’liymiş Osman Amca, sadece iki kez başka bir partiye oy atmış. Sebebi Yılmaz Hoca. “Tabii ki yine Yılmaz Hoca’ya oy vereceğim. Bir dönem daha başkanımız olacak. Buraları öyle bir değiştirdi ki, artık şehrimize turistler geliyor. Eskişehir’i, Eskişehir yapan Yılmaz Hoca’dır. Bunu inkar eden nankördür” diyor.

Şehrin bir bölümünü de Büyükerşen ile birlikte turluyoruz... Eskişehirliler, gerçekten seviyor Yılmaz Hoca’yı... Cep telefonuyla sürekli fotoğraflarını çekiyorlar. Kimisi selam veriyor, kimisi alkışlıyor. Alkışlar en çok kadınlardan... Birine yanaşıyorum, adı Rukiye Özcivelek. 1984’te Eskişehir’i terk edip, Ankara’ya yerleşmiş. “O zamanlar sevmezdim Eskişehir’i... ’Burada yaşanmaz’ derdim. Şimdi tek bir dileğim var, inşallah hocam Ankara’ya gelir de, orayı da yaşanmaz bir yer olmaktan kurtarır“ diyor.

Başkan’la dolaşırken Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Çevre Koruma Daire Başkanı Mustafa Mansız’a rastlıyoruz... Sadece, yakında açılışı yapılacak olan Kent Park’a tam 17 bin 752 ağaç diktiklerini, hepsini de belediyenin kendi fidanlıklarında yetiştirdiklerini anlatıyor. Çınarından meşesine, çamından ıhlamuruna... Üstelik hiç suni gübre kullanmadan. “Parkı inşa ederken de ağaç yetiştirirken de doğaya zarar verecek tek bir şey yapmadık. İnsana ve doğaya zararlı ne varsa, uzak duruyoruz. Olanı da değiştiriyoruz. Tüm bunlar Yılmaz Hoca’nın bize kazandırdığı vizyon sayesinde” diyor ve ekliyor: “O, Eskişehir’e takla attırdı!”

“Demirel, üç yıl önce ‘Eskişehir Türkiye’den 20 yıl ileride’ demişti”

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin şehircilik anlayışının en iyi örnekleriden biri de Haller Gençlik Merkezi... Eski hali yıkıp, şehir dışına taşımışlar. Yerine içinde tiyatrolar, restoranlar, kafeler, küçük dükkanlar yer alan bir merkez yapmışlar. Başkanla birlikte giriyoruz içeri... Görevliler, “Başkanım, Haldun Dormen de burada” deyince, biz de doğrudan tiyatroya giriyoruz. Dormen, Eskişehir’de olmaktan müthiş mutlu ve geleceği konusunda çok iddialı konuşuyor: “Eskişehir insanı eskiden beri sanatı sever. Ben 1966’da turneye gelmiştim. Seyirci yine çok iyiydi, salon dolar, alkıştan yıkılırdı. Ama şehir çok kötü durumdaydı. Tiyatronun doğru düzgün tuvaleti bile yoktu... Bir oyun sonrasında ’İnşallah size layık bir belediye başkanınız olur’ demiştim. Oldu. Bu bir mucize...”

Eskişehir’in Türkiye’nin Avrupa’ya açılan penceresi olacağını söylüyor Dormen. Avrupalı arkadaşlarını getirmiş buraya, hayran kalmışlar. “Eskiden bir gece bile kalmak istemezdim. Şimdi İstanbul’a dönmek istemiyorum” diyor. Tiyatrodaki tüm gençler de aynı fikirde... “Peki tiyatro dışında en çok nereye gidiyorsunuz?” diye soruyorum Dormen’e. Adres “Shaekspeare...”

Başkan’la beraber bu methedilen mekana gidiyoruz. İskoç pub’ı konseptinde, çok hoş bir yer. Fikir babalarından biri yine Büyükerşen... Sahibi Orhan Kesikoğlu karşılıyor bizi... Hemen sohbete başlıyoruz. Kimya mühendisiymiş Orhan Bey... Anadolu Üniversitesi’nden mezun olmuş, yani hocasıymış Büyükerşen. O günden beri hayran Yılmaz Hoca’ya... “O zamanlar ‘Keşke şehrimiz de üniversitemiz gibi olsa’ derdik. Vallahi oldu“ diyor. Üstelik Orhan Kesikoğlu DYP’li... Ona göre, hangi partiye oy verirseniz verin, mesele belediye oldu mu siyaset kalmıyor ortada. Çünkü pek çok Eskişehirli gibi o da Büyükerşen’i siyaset üstü bir kişilik olarak görüyor...

Porsuk Çayı’nın paralelindeki, kentin en büyük caddesi İnönü Caddesi’ne geçiyoruz. Esnaf Behçet Uluaşk ile sohbet ediyoruz. ”Bir kez daha seçilir mi Yılmaz Hoca?“ diye soruyorum. Oyu kesinlikle hocaya, ama yine de içinde bir korku var: ”Yaptıklarını görüp de ona oy vermemek mümkün değil. Şehri sıfırdan yarattı. Ama...” İşte o ama pek çok Eskişehirli’yi korkutuyor. Açıklamasını yine Uluaşk yapıyor: ”AKP çuval çuval kömür, çuval çuval erzak dağıtarak oy topluyor. Ama inşallah Eskişehirliler bu rüşvete kanmayacak.”

Daha yapacak çok şeyi var Büyükerşen’in... Her ne kadar bundan üç yıl önce Demirel kenti ziyarete geldiğinde, “Burası Türkiye’den 20 yıl ileride” demiş olsa da, o bir dahaki dönemde bunu 30 yıla çıkarmayı hedefliyor.

Ama önünde çuvalla engel var. Çuvalla kömür, çuvalla erzak, bir avuç para... Bir de Maliye Bakanı Kemal Unakıtan... Neyse ki Eskişehirliler ne nankörlük yapacağa ne de kentin geleceğini çuvala sokacağa benzemiyor!

YARIN: Prof. Büyükerşen, Eskişehir’deki hükümet baskısını anlatıyor...
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderYazarın web sitesini ziyaret et
SuSKuNuM
Forum Kolik
Forum Kolik

Kayıt: 01 Eyl 2007
Mesajlar: 4053
Konum: GiDeN Mi YaNLıZDıR KaLaN Mı......
Alıntıyla Cevap Gönder
eskişehir değişiyor zamanla dahada temiz oluyor değişiklikleri görmemek elde değil


tesekkurler dost emegine saglık biz esesliyizzzzz eses

_________________
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder
emRe_55
Moderatör
Moderatör

Kayıt: 03 Eyl 2007
Mesajlar: 8562
Konum: Moderatör
Alıntıyla Cevap Gönder
Mahalle baskısı yok, hükümet baskısı var

"Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde çoğunluğa sahip AKP’liler, her projemize ‘ret’ oyu kullanıyor"

Mine Şenocaklı
--------------------------------------------------------------------------------


Eskişehir’in geleceği şu anda onlar için ikinci planda, varsa yoksa tüm amaçları yerel seçimlerde Eskişehir’i AKP’li yapmak. Sadece Meclis’teki AKP’liler değil, AKP il teşkilatı, Maliye Bakanı Unakıtan da dahil, tüm AKP’liler böyle... Muazzam bir baskı var Eskişehir üzerinde. Mahalle baskısından öte hükümet baskısı... İcraatları engelliyorlar. Yatırımların devam etmesi için İller Bankası’ndan 26 trilyon lira kredi alacağım, onun bile önüne taş koyuyorlar...

* Eğer üçüncü kez seçilirseniz ne yapacaksınız?

AKP’li üyelerin çoğunlukta olduğu Büyükşehir Belediye Meclisi’nin reddettiği projeleri uygulamaya koyacağım. O kadar çok proje var ki...

* Neden projelerinizi reddediyorlar?

Bütün AKP bize karşı. Baştan beri... Bakan dahil, bürokratlar dahil, AKP il teşkilatı dahil, muazzam bir baskı var Büyükşehir Belediyesi üzerinde. Mahalle baskısından öte, hükümet baskısı var. Tüm icraatlarımıza engeller. İlla belediye başkanlığını almak istedikleri için her türlü baskıyı deniyorlar.

* Mesela?

Hangi konularda zorluk çıkarılmıyor ki! AKP il teşkilatı ve AKP’nin ilçe belediyelerinden gelen ve Büyükşehir Belediye Meclisi’nde çoğunluğu oluşturan AKP’li üyeler, Başbakan Erdoğan hangi konuşmayı yapıyor, hangi tavrı takınıyorsa, aynen kopya ediyor ve adeta emir komuta zinciri içindeki siyasi aktörler olarak bunları uyguluyor. Beş yıldan beri getirdiğim hiçbir projeyi Meclis’ten geçiremediğim gibi, birincil önemdeki Meclis’in kabul ettiği projelerin devamı olan yatırımların bitirilip hizmete girmesini bile engellemeyi vazgeçilmez bir görev sayıyorlar. Mesela tramvay şebekesini üç istikamette uzatmak istiyorum. Ama Belediye Meclisi karşı çıkıyor. Milletvekilleri sayesinde Devlet Planlama Teşkilatı’nda engel çıkarıyorlar. Şebekenin 16 kilometre uzaması, bugün 80 bin yolcu taşıyan ve kredisini ödeyebilen sistemin 120 bin yolcu taşımasını sağlayacak ve verimliliğini daha da artıracak. Ama buna rağmen engelletiyorlar.

* Gerekçeleri ne?

Gerekçe olarak mevcut tramvay sistemini gözardı ederek, sadece nüfusu 1 milyondan fazla olan şehirlerde raylı sisteme izin verdiklerini söylüyorlar. Bunu DPT söylüyor.

* Eskişehir’in nüfusu ne kadar?

Şehir merkezinin nüfusu 670 bin. Köylerle birlikte nüfusumuz 750 bin... Oysa nüfusu 1 milyondan, hatta Eskişehir’den de az olan Samsun’a, Kayseri’ye Antalya’ya bu izni veriyorlar. Bu çelişkiye işaret ettiğimde, “Onlara nasıl izin verdiniz? 2008 yatırım programına aldınız” diye sorduğumda, DPT’nin üst yetkilileri bana, “Onlar yukarıdan hallettiler!” cevabını verebiliyor.

* O illerdeki belediyelerin tümü de AKP’li değil mi?

Tabii, üçü de AKP’li... Eğer yukarıdan hallediliyorsa Eskişehir Milletvekili Maliye Bakanı Unakıtan’ın da bunu neden halletmediğini varın siz düşünün. Sanıyorum yerel seçimler arifesinde ’Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı bizim partiye verirseniz biz tramvay işini hallederiz’ diye bir çeşit siyasi şantaja hazırlık yapılıyor. Bundan başka pek çok örnek verebilirim. Mesela, 2.5 sene önce Odunpazarı’nda restore ettiğimiz eski Osmanlı evlerini butik otel olarak işletmeye vereceğiz. Belediye Meclisi bunun ihalesine engel çıkarıyor. Gerekçeleri de, ’Belediye işletsin’ diyorlar. Belediye otelcilik yapar mı? Üstelik eminim ki kendileri gelseler, yandaşlarına 15-20 yıllığına kiraya verirler. Nitekim alt belediyelerin yaptığı ihaleler öyle.

“Mehmet Aydın’a telgraf çektim, yanıt vermedi!”

* Eskişehir’de kaç AKP’li belediye var?

İki büyük ilçe onlarda Tepebaşı ve Odunpazarı... Yine bir başka örnek Eskişehir için çok büyük bir projemiz var. Hidroterapi Merkezi... Yani sıcak suyla tedavi merkezi. Bunun ihalesinin sonuçlanmasını engellemek için Meclis Komisyonları’nda gerekli kararları alıp Meclis’e getirmiyor, geciktiriyorlar. Muhtemelen ’Yerel seçimlerde biz kazanırız, biz ihale ederiz. Hoca’nın projesini biz yaparız’ diye düşünüyorlar. Çok daha önemli bir başka konu da şu geçmiş yıllarda programa alınarak ihalesi yapılan yatırımlarımızın bu yıl bitmesi ve hizmete alınması gerekiyor. Ancak müteahhitlerin hak edişlerini ödememiz için merkezi hükümet bütçesinden gönderilecek yardımlar yetmiyor. Bunun için belediyelerin bankası olan İller Bankası’ndan 26 trilyon kredi istedik. 9 yıldır hiç kullanmadığımız bu kredi hakkını kullanabilmek için Belediye Meclisi’nin yetki vermesi gerekiyor. Büyükşehir Belediye Meclisi bunu da reddetti. Oysa küçük esnafın ekonomik sıkıntı içinde kıvrandığı, işsizliğin hızla arttığı bu dönemde, 4 ay içinde Eskişehir’de harcanacak 26 trilyon lira kent ekonomisine ilaç gibi gelecekti, nefes aldıracaktı.

* Burada gerekçe neydi?

Hiçbir tutarlı gerekçeleri yok. Örneğin bu yatırımlardan biri 1300 kişilik Eskişehir Kongre Merkezi... Adliye Sarayı’nın karşısına yapılıyor. Merkezin bulunduğu caddenin ismi Cumhuriyet Bulvarı. Meclis’ten kredi izni isteme ve ek bütçe yapma yazısında, yatırımın yapıldığı bu caddenin ismi yok. ‘Neden yazmadınız?’ diye gerekçe gösteriyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Halbuki Eskişehir’e bir tek kongre merkezi yapılıyor. Yeri de belli. Böyle gerekçe olur mu?

Bir başka konu bundan üç yıl önce şehir merkezindeki 200 dönümlük bir alana Botanik Parkı içerisinde, uzay kampı, tabiat tarihi müzesi, hayvanat bahçesi, bir bilim ve deney parkı kurmak üzere kolları sıvadık. Binalarının büyük bir bölümünü bitirmek üzereyiz. Bu arada 4 ay önce TÜBİTAK, bir Bilim Parkı kurulması için ayırdığı 12 milyon euro’luk yatırım fonunu vermek üzere belediyeler arasında bir yarışma açtı. Pek çok belediye katıldı. Tabii biz de... Ama yarışmaya sunulan projeler arasında Eskişehir olarak en öndeydik. Hatta diğer iller böyle bir projeden yeni haberdar olmuşlardı. TÜBİTAK’ın aradığı şartların hepsi bizde olmasına rağmen, 12 milyon euro’yu Konya’daki bir ilçe belediyesine verdiler. Üstelik bu belediyenin hiçbir projesi yoktu, sadece organize sanayi bölgesinde bir arazi üzerinde Bilim Parkı kuracaklarını söylemişlerdi. Bizi ikinci sıraya aldılar, ki biz TÜBİTAK düşünmeden önce gerçekleştirmeye başlamıştık bu projeyi.

TÜBİTAK da siyasallaştı

* Peki Bilim Parkı Projesi’nin Eskişehir’e verilmemesindeki gerekçe ne?

Bu Bilim Parkı’nda çalışacak olanların maaşlarını sürdürülebilirlik açısından Konya Sanayi Odası karşılayacakmış. Oysa biz hem yapım hem insan gücü hem de idame işini belediyenin hizmet programı olarak üstlenmiştik. Bundan daha güzel sürdürülebilirlik olur mu!

* TÜBİTAK’ta mı siyasallaştı?

Bu paranın henüz projesi olmayan bir belediyeye verilmesi bilime siyasetin hakim olduğunun göstergesi değildir de, nedir? TÜBİTAK’tan Sorumlu Bakan İlahiyat Profesörü Sayın Mehmet Aydın’a geçen hafta bir telgraf çekerek bu durumu kınadım. “Bu projeyi Konya’ya vermiş olmanızı Allah ve kul indinde adil kabul ediyorsanız, Eskişehir olarak üzülmeyip teselli bulacağız” dedim. Sayın Bakan’dan henüz bir cevap alamadım. Ama TÜBİTAK’ın desteği olmasa da o Bilim Parkı’nı tamamlayacağım. Kararlıyım, çünkü onlardan önce düşündüm bu projeyi... Bu şehirde okuyan çocukların hepsi okullarda teorik olarak öğrendikleri bilgileri, fizik alanında, elektronik alanında, astronomi alanında burada pratikle pekiştirecekler, deneyler yapabilecekler...
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderYazarın web sitesini ziyaret et
SuSKuNuM
Forum Kolik
Forum Kolik

Kayıt: 01 Eyl 2007
Mesajlar: 4053
Konum: GiDeN Mi YaNLıZDıR KaLaN Mı......
Alıntıyla Cevap Gönder
teşekkürler dost bilgilendirmeler için

_________________
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder
emRe_55
Moderatör
Moderatör

Kayıt: 03 Eyl 2007
Mesajlar: 8562
Konum: Moderatör
Alıntıyla Cevap Gönder
rıca ederimmmmm sagolasın
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderYazarın web sitesini ziyaret et
Eskişehir'e takla attıran adam
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm zamanlar GMT  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Başlığa cevap gönder  




Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.061